Tarihi Bilgiler

Mezopotamya’da Kurulan Devletler

Mezopotamya'da Kurulan Devletler

Mezopotamya’da Kurulan Devletler

Mezopotamya kelimesi iki nehrin arası anlamına gelir. İlk Çağ’da Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan yerlere Mezopotamya denilmiştir. Aynı zamanda Mezopotamya iki bölüme ayrılır.

Dicle ve Fırat’ın birbirine en çok yaklaştıkları yerden, Basra Körfezi’ne kadar olan bölgeye Aşağı Mezopotamya, kuzeyinde kalan bölüme ise Yukarı Mezopotamya denir.

Asya, Afrika ve Avrupa kıtaları arasındaki önemli ulaşım yollarının kavşağındaki bu verimli bölge, medeniyetin gelişmesine elverişliydi. M.Ö. 4000 yıllarında Mezopotamya’da tarihi devre başlamıştır. Dicle ve Fırat nehirlerinin taşması yüzünden bir bölümü bataklık olan Mezopotamya’da, setler yapılmak suretiyle bataklıklar kurutularak medeniyetin ilk örnekleri gelişmeye başladı. Böylece insanlar, kurdukları yerleşim birimlerini taşkınlardan korudular.

Mezopotamya’da birçok devlet kurulmuştur. Tarih öncesi devirlerinde, Yukarı Mezopotamya’da, Sümerlerle akraba olan Subariler oturmakta ve bu ülkeye Asur adı verilmekteydi. Ayrıca Aşağı Mezopotamya’ya Sümer ülkesi, kuzeyine Akad, doğusuna da Elam denilmekteydi.

Mezopotamya'da Kurulan Devletler

Mezopotamya’da Kurulan Devletler

Sümerler

Kuruluş ve Siyasi Tarih

Mezopotamya’da kurulan devletlerin en önemlilerinden birisi Sümerlerdir. Sümerlerin Asya bozkırlarından güney Mezopotamya’ya geldikleri tahmin edilmektedir. Yaklaşık M.Ö. IV.bin yılın ortalarına doğru Kalde’nin güneyine yerleşen Sümerlerin kurdukları köy ve kasaba gibi yerleşim birimleri, zamanla büyüyerek birer site şehrine dönüşmüştür. Sümer tarihi, şehir devletlerinin kurulmasıyla başlar. Aynı zamanda şehir devletlerinin başında Patesi adındaki prens bulunuyordu. Patesiler, aynı zamanda rahiplik görevini de üstlenmişlerdi.

Şehir devletleri içinde Ur, Eridu, Nippur, Kiş, Uruk ve Lagaş en önemlileri olarak biliniyordu. Tarihi bilinen, Sümer şehir devletlerinden en eskisi Ur’dur. Ur’da bulunan hükümdar mezarlarından, buralarda yüksek bir medeniyetin yaşadığı anlaşılmıştır. Ayrıca bu siteler içinde hakkında en iyi bilgi edinilen Lagaş’tır. Lagaş sitesi, kral Urnina zamanında bayındır hale gelmiş ve imar edilmiştir. Ayrıca sulama kanalları açılmış, saraylar ile tapınaklar inşa edilmiş ve en parlak dönemini yaşamıştır. Urnina’dan sonraki krallar komşu sitelerle kanlı mücadelelere girişmişlerdir. Urgakina başa geçince, Urnina gibi halkın ve ülkenin iyiliği için çalıştı. Kendi adı ile anılan dünyanın bilinen ilk kanunlarını derleyip topladı. Aynı zamanda köleliğe son verdi ve hürriyeti sağladı.

Urgakina döneminde çıkarları zedelenen rahipler ve zenginler, karışıklıklar çıkararak Lagaş site devletinin zayıflamasına yol açtılar. Bu durum karşısında Uruk ve Umma siteleri kralı Lugalzagizi, harekete geçerek Lagaş üzerine yürüdü. Urgakina yenilince Lagaş site şehri Ummahlarm eline geçti. Lugalzagizi diğer Sümer şehirlerini ve Kalde’yi zapt etti.

Akadlar

Kuruluş ve Siyasi Yapı

Asıl yurtları Arap Yarımadası olan Akadlar, M.Ö. IV. bin dolaylarında Fırat Irmağı boylarına gelmiş ve Sümerlerin kuzeyine yerleşmişlerdir. Sami asıllı olan Akadlar yerleştikleri bölgenin ismi ile anılmışlardır. Akadların en kalabalık oldukları bölge, Fırat’ın Dicle’ye dirsek yaptığı Siparra şehri idi. İlk olarak buralara yerleşen Akadlar, Sümer şehirlerine aylıklı asker ve işçi olarak girdiler. Daha sonra yavaş yavaş çoğalan Akadlar, Sümerlerin savaş usullerini öğrendiler. Aynı zamanda Lugaizagizi’nin son zamanlarında, Sümerlere karşı ayaklandılar. Başlarındaki kıymetli komutan Sargon(Şarrukin), Sümer kralı Lugalzagizi’yi yenerek kendini Kaide hükümdarı ilan etti(M.Ö. 2750). Böylelikle Sargon bu zaferle yaklaşık 180 yıl sürecek Sami/Akad krallığının temelini atmış oldu.

Akad Krallığı’nın Son Zamanı ve Sümerler Tarafından Yıkılması

Akadlar, Mezopotamya’yı ele geçirmiş ve büyük bir devlet kurmuşlardır. Ancak çeşitli kavimlerden oluşan Akad imparatorluğu çok iyi teşkilatlanmadığı için, iç ayaklanmalar ve dış düşmanların hücumları ile zayıfladı. Bu durumu fırsat bilen Sümerlerden Uruk sitesi prensi, 200 yıla yaklaşan Sami-Akad egemenliğine son verdi(M.Ö. 2300).

M.Ö. 2500 yıllarında Zagros Dağlan dolaylarında yaşayan Gutiler, Aşağı Mezopotamya’nın büyük bir bölümünü ele geçirdiler. Ayrıca Lagaş sitesinin rahip olan kralı Güdea, eski Sümer devletine yakın, kuvvetli bir devlet kurdu. Akadlar zamanında devam eden Sümer kültür ve medeniyeti Gudea döneminde tekrar canlandı.

Hakimiyetin tekrar Ur sülalesine geçtiği döneme, üçüncü Ur sülalesi dönemi denir. Bu dönem Sümerlerin en parlak zamanıdır. Sülalenin en büyük hükümdarı “Yedi İklim Hükümdarı” namı ile anılan Şul-gi’dir. Yüzyıllık hakimiyetten sonra Ur sülalesinin Elamlılar tarafından yıkılmasıyla Sümer egemenliği sona ermiştir (M.Ö. 2200).

Elamlılar

Kuruluş ve Siyasi Yapı

Eskiden Dicle nehrine dökülen Karun ve Kerha ırmaklarının suladığı ve Sümer ülkesinin doğusunda kalan yöreye Elam adı verilirdi. Yüksek bir kültür beşiği olan Elam’da, tarihin başlangıç devirlerinde, Mezopotamya’da olduğu gibi birtakım küçük şehir devletleri vardı. Merkezi Sus olan Ansan Devleti de en çok gelişenler arasındaydı. Bu devlet, komşu devletleri yönetimi altına alarak bir çeşit federasyon kurmayı başardı. Ayrıca Elamlılar; Sümerler, Asurlular ve Babillerle sürekli mücadele ve savaş halindeydi. Büyük İskender’in Pers Imparatorluğu’nu fethine kadar, Pers imparatoru Dara’ya bağlı kaldılar.

Mezopotamya'da Kurulan Devletler

Mezopotamya’da Kurulan Devletler

Babil Krallıkları

Babil, Irak’ta Fırat Nehri’nin doğu kıyısında kalır. Eski Mezopatamya’nın en büyük şehirlerinden biridir. M.Ö. III. binde Arabistan’dan çıkan ve Samilerin bir kolu olan Amurrular, Akad’a yerleşmeye başladı. Aynı zamanda buradaki Samilerle birleşerek büyük bir topluluk meydana getirdiler.

Ayrıca Üçüncü Ur sülalesinin yıkılmasından sonra kurulan Larsa ile İsin prensliklerinin birbirleriyle mücadelesinden faydalanarak, Babil şehrinde bir prenslik kurmayı başardılar(M.ö. 2100). Şehrin kurucuları belli olmamakla birlikte Babil isminin Sümerce olması, şehri kuranların Sümerler olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Nabukodonosor devrinde(M.Ö.VI. yüzyılda) altın dönemini yaşan I. Babil Devleti, altıncı hükümdar Hammurabi zamanında çok kuvvetlenmiş ve en parlak dönemini yaşamıştır. Hammurabi, Kaide şehirlerini yönetimi altına aldı. Daha sonra Elam’ı da aldı ve Asur ülkesiyle anlaştı. Bütün Mezopotamya’yı istila ederek bir imparatorluk kurdu.

Valiler ve bağımlı krallarla sürekli bir yazışma sistemi kurdu. Bütün gücüyle Sümer ülkesini Samileştirmeye çalıştı. Sümer ve Akadların örf, adet, gelenek ve kanunlarını toplayarak, zamanın şartlarına ve icaplarına göre yeniden düzenledi. Böylece tarihte kendi adı ile anılan kanunları (Hammurabi Kanunları) meydana getirdi.

I. Babil Krallığı, üç yüzyıllık bir ömür sürdü. iç isyanlar ve komşu kavimlerin saldırılarıyla zayıfladı. M.Ö. 1550 dolaylarında I. Murşil döneminde Hititlerin saldırısına uğrayarak yıkıldı.

Kasitler

Mezopotamya’nın doğu kesiminde, Zagros Dağları’nın eteklerinde yaşayan Kasitler, Babil Devleti’nin yıkılmasından faydalanarak Babil şehrini zapt ettiler. Güney Mezopotamya’yı hakimiyetleri altına aldılar.

Kasit hakimiyetinin dört yüzyılı yazılı belgeler bakımından zayıf olup tarihçilerin az tanıdığı bir dönemdir. Mitanniler, Hitit prensleri ve Asurlularla çarpışan Kasitler, 1150 yılına doğru Asurluların saldırılarına maruz kaldı. Bu savaş Kasit egemenliğinin sonu oldu.

Kasitlerin egemenliğine son verilişinden, II. Babil Devleti’nin kuruluşuna (M.ö. 612) kadar geçen zaman içinde, Aşağı Mezopotamya’da irili ufaklı birkaç prenslik kuruldu. Batıda yaşayan Aramiler, Asur ve Babil sülalelerinin uzun mücadelelerinden istifade ederek Mezopotamya’ya sızdılar. Babil’i ele geçirdiler. Asur dilinin yanında Aramca, yakın doğuda diplomatik dil haline geldi. Asur Kralları Aramilere karşı koydular ve en sonunda Asur Kralı Sanharip M.Ö. 700 yılında Babil şehrini aldı.

II.  Babil  Krallığı

Tarihte Asur ile Babil arasında devam eden kardeş kavgası, iki başkentin yıkılmasına rağmen, son bulmamıştır. Asur Kralı Sanharip’in M.Ö. 700 yılında Babil şehrini alıp, Kalde’yi Asur ülkesine katması da Asur ve Babil mücadelesinin sonu olmayacaktı. Nitekim İran’da bir devlet kuran Medlerin, Asurlular üzerine yaptıkları şiddetli hücumlar, Babillilere ümit ışığı olmuştu. Medlerle birleşerek M.ö. 612 yılında Ninova’yı almaları Asurluların egemenliğine son vermiş ve yeniden II. Babil Devleti’ni kurmalarına yetmişti.

Babil o tarihten sonra (II. Nabukadnezar) II. Nabukodonosor’un (M.ö. 605 562) yönetimi altında yeniden gelişti. Aynı zamanda sınırlan Mısır’a kadar genişledi. M.ö. 597′de Nil’e inen II. Nabukodonosor, II. Babil Krallığı’nı Hammurabi devrindeki parlaklığına kavuşturmaya gayret etti. Bu dönemde Babil parlak bir devir yaşamış ve büyük bir ticaret merkezi olmuştur. Ayrıca ünlü Asma Bahçeleri, II. Nabukodonosor’un eseridir.

Nabukodonosor’dan sonra II. Babil Devleti yıkılmaya yüz tutmuş ve Pers hükümdarı Keyhusrev(Kuruş) tarafından M.ö. 539′da ortadan kaldırılmıştır.

Mezopotamya'da Kurulan Devletler

Mezopotamya’da Kurulan Devletler

Asurlular

Kuzey (Yukarı) Mezopotamya’da Dicle ve Büyük Zap suları arasında kalan, kuzey doğu tarafı dağlık bir alanla çevrili mıntıkaya Asur ülkesi denilmiştir. Asurlular, Samiler ile Subarilerin karışmasından oluşmuş melez bir kavimdir. Ayrıca Asurluların en önemli şehri Asur’dur. Asur’da prenslik kuran Asurlular, kuruluş yıllarında ticaretle uğraşmış ve siyasi bir varlık gösterememişlerdir. Ancak M.ö. 2000 yılında Sargon adındaki kralın başa geçmesiyle güçlenerek, bağımsız bir devlet kurmayı başarmışlardır.

Kayseri Kültepe’de yapılan kazılardan, edinilen bilgilere göre Asurlular, Anadolu’da ticaret kolonileri kurmuş ve bu koloniler vasıtasıyla mektuplaşmışlardır.

Sargon’un ölümünden sonra Asurlular zayıflamış ve Doğu Anadolu’da hüküm süren Mitannilerin hakimiyeti altına girmişlerdi. Hititlerin, Mitannilerin hakimiyetine son vermelerinden sonra(M.Ö. 1300), tekrar istiklallerine kavuşmuş ve güçlenerek Suriye ile Filistin’i ülkelerine katmışlardır (M.Ö. 1100).

M.Ö IX. yüzyılda Kargamış Hititlerine yenilen Asurlular, bu yüzyılın sonlarında yeniden toparlandılar. II. Sargon döneminde Asur devleti en parlak devrini yaşadı. Ondan sonra başa geçen Asurbanipal, Elam devletini ortadan kaldırdı (M.Ö.640). Ancak tarihi Babil ve Asur mücadelesi bitmemiş yeniden küllenmişti. M.Ö.612′de birleşen Medler ve Babilliler, Asurlulann üzerine yürüyerek başkent Ninova’yı aldılar ve Asur mevcudiyetine son verdiler.

Ayrıca bakabilirsiniz; Mezopotamya’da Kültür ve Medeniyet

 

Yazar hakkında

Gökçenur Akyıldız

Yorum yap