Tarihi Bilgiler

İkinci Dünya Savaşı Nasıl Başladı ?

İkinci Dünya Savaşı Nasıl Başladı ?

İkinci Dünya Savaşı

SAVAŞ ÖNCESİ SİYASİ DURUM VE SAVAŞIN SEBEPLERİ

Birinci Dünya Savaşı Sonrasında Siyasi Durum

1914′te başlayan Birinci Dünya Savaşı, dört yıl sonra 1918′de sona erdi. Galip devletler, savaş sonucunda meydana gelen değişiklikleri belli bir düzene koymak için yenilen devletler ile antlaşmalar yaptılar;

  • Yenik Almanya ile galip İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri arasında Versay Antlaşması imzalandı (28 Haziran 1919). Bu antlaşma ile Fransa, Almanya’dan AIsas-Loren ve Sar kömür havzasını aldı. Almanya, Lehistan (Polonya) ve Çekoslovakya’dan çekildi. Aynı zamanda sömürgelerini terk ederek ordusunu istenen ve belirlenen sayıda azalttı. Ayrıca Doğu Prusya, araya Lehistan devleti çıkarılmak suretiyle Almanya’dan koparıldı.
  • Galip devletler ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arasında Sen Jermen ve Trianon Antlaşması imzalandı(10 Eylül 1919). Bu antlaşma ile Avusturya – Macaristan imparatorluğu; Avusturya Cumhuriyeti, Macaristan Krallığı ve Çekoslovakya Cumhuriyeti olmak üzere üçe ayrıldı. Parçalanan topraklar üzerinde belirtilen devletler kuruldu. Ayrıca Avusturya-Macaristan imparatorluğunun topraklarının bir kısmı da Sırbistan, İtalya ve Polonya’ya bırakıldı.
  • Bulgaristan ile galip devletler arasında yapılan antlaşma ile bu devletin topraklarının bir kısmı Yunanistan ve Sırbistan’a verildi.
  • Osmanlı Devleti ile galip İtilaf Devletleri arasında Sevr Antlaşması imzalandı(10 Ağustos 1920). Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti parçalandı. Ancak Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Millî Mücadele’sini başlatan Türk milleti, Sevr Antlaşması’nı kabul etmedi. İtilaf Devletlerine karşı İstiklâl Savası’nı kanı ve canı pahasına kazanan Türk milleti, Türkiye Cumhuriyetini kurdu. Kendisine Sevr’i kabul ettirmek isteyenler ile Lozan Antlaşması’nı imzaladı (24 Temmuz 1923).
İkinci Dünya Savaşı Öncesinde Devletlerin Durumu

Birinci Dünya Savaşı sonucunda, Osmanlı, Avusturya ve Rusya imparatorlukları yıkıldı. Amerika Birleşik Devletleri “Vilson İlkeleri“nin gerektiği gibi uygulanmadığını ileri sürerek eskiden beri takip ettiği “Avrupa işlerine karışmama” siyasetine döndü.

Rusya’da, yıkılan Rus Çarlığı’nın yerine, Lenin’in (ölm.1924) liderliğindeki “Bolşevik Partisi” komünizm rejimi ile yönetilen bir devlet kurdu. Bu devlete Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (S.S.C.B) adı verildi. “Tek partiye dayanan ve mülkiyet hakkını tanımayan rejimi” (Komünist rejim) ile Avrupa ülkelerindeki komünizme taraftar olan siyasi parti desteklemeye başladı.

Almanya ise komünist partilere ilgi göstermedi ve Cumhuriyet yönetimini kurdu. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1923′te büyük bir iktisadi çöküntü meydana geldi. Savaşın kötü sonuçları ve iktisadî sıkıntılar Almanya’da karışıklıklara sebep oldu. Bu sırada “Alman ırkçılığı “(Germen ırkının üstünlüğü) esası üzerine, Adolf Hitler (ölm. 1945) “Nasyonal Sosyalist Partisi’ni kurdu. Aynı zamanda Nazi Partisi 1933 yılında iktidar oldu ve kısa zamanda bir diktatörlük kurdu. Ayrıca Versay antlaşmasının hükümlerini tanımadığını ilan etti. Daha sonra hızla silahlanmaya başladı ve çok güçlü bir ordu kurdu.

İtalya, Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletlerinden biriydi. Buna rağmen savaşın getirdiği iktisadi sıkıntılardan çok zarar gördü. Sefalet arttı. Mussolini, 1919 da “Faşist Parti” yi kurdu ve kısa zamanda iktidarı ele geçirdi. Bir müddet sonra diktatörlükle İtalya’yı yönetmeye başlattı. Her şeyi devlet kontrolüne aldı. Böylece, İtalya’nın iktisadi sıkıntılarını çözmeye çalıştı. Ordusunu güçlendiren Mussolini, büyük hedeflerini gerçekleştirmek için çalışmalarına başladı.

Yurtta Sulh Cihanda Sulh

Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesine bağlı olarak siyasi faaliyetlerde yaptı. Başarılı bir barış siyaseti takip eden Mustafa Kemal Atatürk, bu barış devresinden faydalanarak genç Türkiye’nin ihtiyacı olan sosyal, iktisadi ve kültürel alanlarındaki inkilapları yaptı.

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa işlerinden elini çekti. Bunun üzerine İngiltere ve Fransa, Birinci Dünya Savaşı sonunda gerçekleşen devletler dengesini korumak için çalıştılar. İtalya ve Almanya hızla silahlanmakta ve güçlenmekteydiler. Ayrıca Sovyet Rusya da “komünizm”i yaymak için devamlı çalışmakta idi. İngiltere ve Fransa; İtalya, Almanya ve Rusya’yı durdurmak, mevcut devletler dengesini devam ettirmek istemekteydiler. Sovyet Rusya da, Türkistan’a doğru yayılarak Türkistan’da kurulan Türk Cumhuriyetlerini de hakimiyetine aldı. Aynı zamanda Japon Denizi’ne çıktı. Rusya’nın desteklediği Avrupa ülkelerindeki komünist partiler, iktidarı ele geçirmek için çalışmaktaydılar.

Uzakdoğuda Japonya, büyük ve hızlı bir gelişme hamlesi ile Çin’in kuzeyindeki Mançurya’yı hakimiyetine aldı. Okyanusya Adaları üzerinde hakimiyet kuran Japonya, Uzakdoğu’da güçlü bir devlet oldu.

İkinci Dünya Savaşı Nasıl Başladı ?

İkinci dünya Savaşı Nasıl Başladı ?

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI ‘NIN SEBEPLERİ VE BAŞLAMASI

1930 yılında Almanya ve İtalya büyük bir güce sahip oldular. Bu iki devlet 1936′da aralarında bir antlaşma yaparak Mihver Grubu‘nu meydana getirdiler.

İngiltere ve Fransa, Milletler Cemiyeti’nin silahsızlanma ilkelerine güvenerek, belli bir süre yatıştırma siyaseti takip etti. Daha sonra bir araya gelerek Müttefik Grubu’nu kurdular.

İtalya’yı yanına alan Almanya, şiddetli bir Yahudi düşmanlığı kampanyasına başladı. Hitler, Alman birliğini kurmak için çalıştığını ve Almanya’nın gelişmesi için hayat sahası istediğini ileri sürmekteydi. Hitler, Avusturya ve Çekoslovakya’yı işgal etti(1938). Daha sonra Sovyetler Birliği ile anlaşarak 1939′da Polonya’yı işgal etti. Polonya da Almanya’ya karşı mücadeleye başladı. Bu yüzden İngiltere, Almanya’ya savaş açtı. Arkasından, İngiltere’nin müttefiki Fransa’da Almanya’ya karşı savaş ilân etti. Bu arada Polonya’yı işgal eden Ruslar, ellerine geçirdikleri beş bin kadar Polonya subayını Katin ormanlarında öldürdüler. Almanya’da sistemli bir şekilde Polonya Yahudilerini imha etmeye başladı.

İtalya, Japonya, Bulgaristan, Macaristan ve Romanya Almanya’nın tarafında savaşa girdiler. Almanya, Fransa’yı çok kısa bir zamanda yenerek Paris’i ele geçirdi. Paris’in Almanya’nın eline geçmesi, dünyada “şok” tesiri yaptı. Almanya bu defa da Rusya’ya döndü, Rusya’ya savaş açtı. Bu sırada Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere grubu (Müttefikler) yanında savaşa girdi. Böylece 1939 yılında başlayıp 6 yıl devam eden ve 1945′te sona eren İkinci Dünya Savaşı başladı. Bu savaş, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya tarihinin en kanlı savaşıdır.

İkinci dünya Savaşı Nasıl Başladı ?

İtalya’yı yanına alan Almanya, şiddetli bir Yahudi düşmanlığı kampanyasına başladı.

SAVAŞIN BAŞLAMASI VE TÜRKİYE’NİN TUTUMU

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938′de öldü. Yerine İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçildi. Mareşal Fevzi Çakmak, Genelkurmay Başkanı olarak Türk ordusunun başında bulunmaktaydı. Türkiye, tehlikenin geldiği tarafın karşısındaki güçlerle ilişki kurarak denge siyaseti gütmekle ve savaşa girmemeye çalışmaktaydı. 1939′da Almanya ile Sovyet Rusya’nın anlaşması üzerine, Türkiye hemen İngiltere ve Fransa grubu ile anlaştı. Sovyet Rusya ile de 1941 yılında saldırmazlık antlaşmasını imzaladı. Almanya’nın Sovyet Rusya’ya saldırmasından bir müddet önce de, benzer bir saldırmazlık antlaşmasını Almanya ile yaptı.

“Müttefik Grubu” ile “Mihver Grubu”, Türkiye’yi kendi saflarında savaşa sokmak için çok büyük gayret göstermekteydiler. Fakat, Türkiye “Yurtta sulh, cihanda sulh” esasından ayrılmamaya kararlıydı. Aynca Türkiye’deki devlet yöneticileri, Birinci Dünya Savaşı’nı yaşamış; savaşın bütün yükünün ve faturasının sonradan Türkler üzerine yıkıldığını görmüş ve yaşamış kişilerdi.

Birinci Dünya Savaşı’nda, 1915 Çanakkale çıkarmasının planlayıcısı olan İngiliz Başbakanı Çörçil (Churchıll), 1943′te Türkiye’yi ziyaret etti. Adana’da İsmet İnönü ile görüştü. Türkiye’yi savaşa sokmaya çalıştı. Çörçil ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ruzvelt’in (Roosevelt) de bulunduğu bir toplantı Kahire’de yapıldı (Aralık 1943). Her iki devlet yöneticisi yine Türkiye’yi savaşa sokmak için bütün diplomatik yollan denediler. Türkiye, savaşa girebilmesi için Türk ordusunun geniş çapta malzeme bakımından takviye edilmesi gerektiği şartını ileri sürdü. Mütefiklerce de bu yardım yapılmadı.

Her iki devletler grubu ile denge siyaseti güden Türkiye Cumhuriyeti, İkinci Dünya Savaşı’na girmedi. Bu durumda iki gruptaki devletler de Türkiye’ye savaş açarak saldıramadılar.

Tanklar

İkinci Dünya Savaşı Nasıl Başladı ?

SAVAŞIN SONUÇLARI

İkinci Dünya Savaşı, ilk başladığı zamanlarda Almanya’nın üstünlüğü ile devam etti. Amerika Birleşik Devletleri de savaşa girince, savaş Almanya’nın aleyhine dönmeye başladı. Amerika Birleşik Devletleri, bu yıllarda dünyanın en güçlü ve zengin devletiydi. Nüfusu fazla ve toprakları, Avrupa’nın dışında, Atlas Okyanusu ötesindeydi. Bu sırada bütün Avrupa’yı işgal eden, kuvvetleri çok geniş bir alana dağılan; Rusya’nın geniş ve kötü tabiat sartlarına sahip geniş bozkırları üzerinde zorlanan Almanya çok kötü bir durumdaydı. Sistemli bir şekilde yapılan Yahudi katliamları, Almanya’ya karşı genel bir nefret yaratmayı başladı. Amerika Birleşik Devletleri’nin yardımı ile Müttefikler, nihayet Almanya’yı yenmeyi başardılar. Amerika Birleşik Devletleri, büyük bir azimle direnişi sürdüren Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine, tarihin ve yüzyılın en güçlü silahı olan atom bombasını attı. Bu sebeple Japonya mecburen teslim oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonucunda Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve S.S.C.B galip geldiler. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ruzvelt, S.S.C.B Başkanı Stalin ve İngiltere Başbakanı Çörçil, Yalta’da bir araya gelerek görüştüler. Görüşmeler neticesinde, dünyayı nüfuz bölgelerine ayırarak hakimiyetleri altına almaya karar verdiler.

S.S.C.B. savaştan sonra çok hızlı hareket etti. Birçok ülkede “komünizm” rejimi adı altında yönetimler kurulmasını sağladı. Hitler’in Nazizm, Mussoli’nin Faşizm yönetiminden kurtulmak ve serbest demokratik devletler olmak isteyen birçok ülke (Çekoslovakya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan…) kendilerini komünizmin diktatörlüğü ve baskısı karşısında buldular. Çünkü, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere, Yalla Konferansından sonra Rusya’yı serbest bırakmışlardı.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı

İkinci Dünya Savaşı’nda, aynı dünya görüşlerine sahip olmalarına rağmen batılı ülkeler ile Sovyetler Birliği birlikte savaşmışlardı. Bu sebeple birlikte savaşmanın ortaya çıkardığı iyimser hava içinde, savaş sonunda dünya düzenini sağlamak, barış ve güveni tesis etmek amacıyla San Fransisko (Francisco)’da büyük bir konferans toplandı(25 Nisan 1945). Konferans sonunda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 51 devlet temsilcileri Birleşmiş Milletler Anayasası’nı imzaladı (26 Haziran 1945). Aynı zamanda Birleşmiş Milletler Teşkilatı kuruldu. Merkezi New York olan teşkilata, bugün 158 ülke üyedir.

Sovyetler Birliği’nin ve komünizmin yayılmasını engellemek isteyen Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler “NATO’yu (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı) kurdular (4 Nisan 1949). İkinci Dünya Savaşı neticesinde Almanya, doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Batı Almanya Amerika Birleşik Devletleri’nin, Doğu Almanya ise S.S.C.B.’nin kontrolü altına girdi. Amerika Birleşik Devletleri, Japonya’yı işgal etti. Polonya, Romanya, Çekoslovakya, Bulgaristan, Macaristan gibi Orta ve Doğu Avrupa devletleri S.S.C.B’nin (Rusya) hakimiyetine girdi. İngiltere ve Fransa gibi Avrupa devletleri sömürgelerini yavaş yavaş terk etmeye başladılar. Hindistan, Pakistan, Mısır, Filipinler gibi birçok ülke bağımsızlığına kavuştu. Yeni devletler ortaya çıktı. Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere başta olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri, Yahudilerin Filistin’de bir devlet kurmasını sağladılar. Böylelikle Filistin’de İsrail Devleti kuruldu. Hitler’in sistemli bir şekilde Yahudileri yok etmesi, Yahudileri mazlum millet haline getirmiş ve savaş sonrasında ortaya bir Yahudi devleti çıkmıştır.

ATATÜRK’ÜN İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDE BU SAVAŞ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında, dünyada savaş rüzgarları esmeye başladı. Atatürk, hayatının büyük bir kısmını (1911-1922) fiilen savaş içinde geçirmişti. Dünyanın en güçlü devletlerinin, yeryüzünden silmeye ve yok etmeye çalıştığı bir milletin başında olmuş; milleti ile beraber istiklal mücadelesi yapmış çok yönlü ve ileri görüşlü bir liderdi. Türk milletinin 1683′ten itibaren başlayan makus talihini yenmeyi başarmış ve milletine yeni bir yol göstermişti. Bu bakımdan Mustafa Kemal Atatürk, XX. yüzyılın en büyük ve önde gelen liderlerinden ve devlet adamlarından biriydi. Dış siyasetinde “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini esas olarak kabul etmiş ve uygulamıştı.

Bu amaçla, Balkanlarda barış sağlamak için 1934′te Balkan Antantı adlı antlaşmayı Balkan ülkeleri ile imzalamıştı. Yakındoğu’da barışı sağlamak için de İran-Afganistan ve Tükiye aralarında Sadabat Paktı‘nı imzaladılar (1937). Atatürk’e göre “Milletin hayatı tehlikede olmadığı müddetçe savaş bir cinayet” olmaktan öteye gitmezdi. 10 Kasım 1938′den önce çıkması ihtimali bulunan İkinci Dünya Savaşı hakkında bir tahmin yapmış, savaşın büyük bir felaket olacağını;  bu savaşın çıkmasına sebep olan Almanya’nın bir kara devleti olması sebebi ile mağlup olacağını söylemişti.

Ayrıca bakabilirsiniz; Anadolu Selçuklu Devleti

 

Yazar hakkında

Gökçenur Akyıldız

Yorum yap